Duyurular

Ramel Sanat Şikayet Merkezi

Anadolu Gazetesi’nin Onur Ödülü’nün en önemli nedenlerinden olan merkez, Türkiye’de fark yaratmış bakış açısının ürünüdür. Yapılanmanın en önemli ve vazgeçilmez kolu olan merkez, Türkiye’de ilkleri gerçekleştirmek için çıkılan yoldaki en parlak ışıklardan olmuştur.

Çeşitli kurumlarda ve kendi bünyesinde eğitim alan sanatseverlerin yaşadıkları sıkıntıları Ramel Sanat Şikayet Merkezi‘ne bildirmeleri sayesinde, yaşanan sorunlarla ilgili daha ayrıntılı ve net bilgiler toplanmasını sağlamış oluşumdur. Bu merkezde toplanan bilgiler, Ramel Sanat Araştırma Merkezi’ne aktarılarak geniş çaplı veri elde edilebilecek ortamı sağlamıştır. Şikayetleri çözüme ulaştırmak adına ücretsiz danışmanlık sağlanırken Modernize Metotlar için de bilgi anlamında kaynak ortaya çıkmış, 2007 yılından itibaren başta Hızlı Gitar Metodu olmak üzere öğrenci talepleri, performansları ve şikayetleri göz önünde bulundurularak metotların gelişim süreci hızlandırılmıştır.

Bu Merkez, Sosyal Sorumluluk Bilinciyle Ülke Çapında Hizmet Vermeye Kesintisiz Olarak Devam Etmektedir.

Hala 0312 235 2357 Nolu Hat Üzerinden Türkiye’de Müzik Eğitimi Alanındaki Tüm Şikayetler İçin Ücretsiz Danışmanlık Sağlanmaktadır.

ÜLKEMİZİN ÖNDE GELEN UZMAN DANIŞMANLARIYLA TÜRKİYE’de İLK ve TEK

ÜCRETSİZ OLARAK YARDIM ALMAK İÇİN TEL:

0312 235 2357

Bu hat diğer sabit telefonlar ile aynı şekilde şehir içi arama olarak ücretlendirilmektedir.

“Eğitimde Feda Edilecek Tek Bir Fert Dahi Yoktur.”

Mustafa Kemal Atatürk


Öğrencinin ne öğrenmek istediğinin saptanması gibi konular kurs sürecinde en ciddi, en önemli unsurlardandır. Ülkemizdeki müzik kurslarında ne yazık ki ne tür şarkılar çalmak istediği hiçbir zaman sorulmamış öğrenci sayısı tahmin edilemeyecek kadar fazladır. Bu öğrencilerin hemen hemen hepsi yıllarca kursa devam ettikten sonra enstrüman çalma fikrinden kendilerini suçlu ilan ederek vazgeçmektedirler. Öğrencilerin bir kısmı kurum veya kurum eğitmeni tarafından kendilerine kurs başlangıcında bu konunun sorulması gerektiğini uzunca aylar sonra aldıkları eğitim, edindikleri birikim sayesinde fark etmeyi başarırlar ve bu parçaları ne zaman çalmaya başlayacağını veya çalması için ne yapması gerektiği sorusunu gündeme getirirler ancak tatmin edici bir cevap alamazlar. Bu durumla karşılaşan öğrenciler yaşları doğrultusunda farklılık gösteren yollara başvurmaktadır. Bunlardan en olumlusu kurs değiştirmektir. Ancak bu gibi talihsiz durumlarda en olumlu tercihi yapmış olmak dahi Ülkemizin sanat eğitim şartlarının tesirinde ileri derecede olumsuz bir sonuç doğurmaktadır. Bu öğrenciler genellikle yeni tercih ettikleri kurslarda da gerekenlerin yapılacağı vaad edilmesine rağmen aynı sorunlarla karşılaşmaktadırlar. Çünkü Ülkemizde konservatuvarlı veya müzik okullu eğitmenlerin çoğu daha önce yukarıda bahsedilen nedenlerle geleneksel ve kalıplaşmış bir müzik eğitim anlayışına sahiptir. Yeni seçilmiş kurs ne kadar kesin vaadlerde bulunursa bulunsun eğer bu kursun önceden belirlenmiş, strateji haline getirilmiş ve eğitmenlerine benimsetilmiş eskisinden farklı bir sistemi yoksa öğrenci derse başladıktan sonra eğitmen doğal olarak yine kendi zihninde oturmuş sistemi takip etmektedir ki Ülkemizde ne yazık ki çoğu İstanbul’da bulunan, önceden belirlenmiş, strateji haline getirilmiş ve eğitmenlerine benimsetilmiş farklı sistemler uygulayan kurum sayısı bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar azdır. Öğrenciler aynı tarz sorunlarla güvenerek kaydolduğu yeni kursta da karşılaştığında yıkıma uğramaktadır. Bu öğrencilerden müziğe tutkuyla bağlanmış olanlar birkaç kurs daha denemektedir. İşte bu durum, yıllardır içinde bulunulan sürekli kurs değiştirme sorunsalının asıl kaynağıdır. İlk defa kursa başlayan öğrenciler hariç hemen hemen tüm müzik/enstrüman öğrencilerinin ve müzik eğitmenlerinin haberdar olduğu sürekli kurs değiştirmek zorunda kalmış öğrenciler kalabalığının Ülkemizde yıllar öncesinde ortaya çıkmış olup günümüzde toplumumuzun müziğe, sanata karşı artan ilgisiyle doğru orantılı şekilde artarak büyümesi üzüntü ve hayret vericidir. Bu gibi sorunlarla karşılaşan öğrencilerden müziğe tutkuyla bağlanmış olanlar belki birkaç kurs daha denedikten sonra enstrüman ile ilişkisini kesmekte veya kendi kendine nasıl öğrenebileceğinin yollarını aramaktadır ki bu yöntem öğrenci için enstrüman eğitimini son derece meşakkatli, yorucu ve gerekenden çok daha fazla vakit alan/harcatan bir uğraş haline getirmektedir. Ülkemizdeki ilk 12 yıllık eğitim sisteminin doğurduğu sonuçlar sebebiyle çok vakit harcatır hale gelen enstrüman uğraşı vakit çaldığı düşünülerek bırakılır veya yorucu hale gelen enstrüman uğraşı yüksek ihtimalle zevksiz olduğu düşünülerek bırakılır. Öğrencilerin bir kısmı bu tarz sorunları uzunca aylar sonra aldıkları eğitim, edindikleri birikim sayesinde fark etmeyi başarırlar peki fark edemeyen öğrenciler?

Bu öğrenciler çoğunluğu temsil etmektedirler, çünkü kurslara devam eden öğrencilerin büyük bir çoğunluğu 14 yaşın altındadır veya çevresinde müzikte belli bir seviyenin üstünde bilgiye sahip kimse olmayan öğrencilerdir. Bu öğrencilerin büyük kısmı enstrüman çalabilecekleri günü, arzu ettikleri parçaları çalabilir potansiyele ulaşacakları günü hayal ederek yanlış bir eğitim sistemi izlendiğinden habersiz kurslarına çok uzun süreler devam ederler. Bir noktadan sonra öğrenci sonuç alamadığını düşünerek kursu bırakır ve emek verilen aylar belki de yıllar, yapılan maddi harcamalar boşa gider, en önemlisi bu öğrenciler artık aktif anlamda sanattan uzak bırakılmıştır. Ülkemizdeki aktif sanatsever sayısı bu gibi yanlış eğitim yöntemlerinin kullanılmasıyla her geçen gün ciddi oranda düşmektedir.


Enstrüman çalabilecekleri günü hayal etmekten yorularak enstrümanla ilişkisini kesen öğrencilerden büyük bir kısmı kurslarda, gerekmediği halde aylar veya yıllarca bir enstrüman eğitim programını takip etmişler ve yeterince sonuç alamadıkları gerekçesiyle enstrüman öğrenmeyi bırakmışlardır. Yukarıda daha önce belirtildiği gibi öğrencinin başardığını hissetmesi, sonuç aldığını görmesi, yapabilme duygusunu tatması özetle moral ve motivasyonu, öğrencinin eğitim sürecine devamı için bir gereklilikten öte zorunluluktur. Oluşum, kurulduğu ilk yıllardan sonra ülkemizde alanında yaşanan sorunların kesinliğinden emin olmuş ve yaşanan problemlerin boyutları ile ilgili daha net veriler elde etmesiyle birlikte bünyesine kattığı Ar-Ge departmanını, 2007 yılında araştırma merkezi (Müzik ve Sahne Sanatları Eğitim Araştırmaları Birimi) haline getirmiş ve bu alanda motivasyonun incelenmesi hususu üzerine yoğunlaşılmıştır. Fikir zenginliği esas alınarak özgün öğretim teknikleri, kurum işleyiş mekanizmaları ve eğitim metotları hazırlanmaya başlamıştır.

Araştırma Merkezi’nin fikir zenginliği esas alınarak ürettiği eğitim metotlarının en önemli örneği Gitar Eğitiminde Modernize Metotlar başlığı altında müzik severlere buluşmuş Hızlı Gitar Metodu’dur. Bu metot “Modernize Metotlar” başlıklı makalede sözü edilen sorunlar gibi bir çok sorunun ortadan kaldırılmasını hedefleyerek projelendirilmiş, sorunların çözümünden hareketle modern çağın gereklilikleri, psikolojik-pedagojik faktörler, öğrenci talepleri, Avrupa’nın gelişmiş ülkelerinde, ABD’de ve Dünya’nın diğer gelişmiş ülkelerinde enstrüman öğretme-öğrenme metotlarındaki gelişmeler, değişimler göz önünde bulundurularak hazırlanmış ve uygulanmaya başlandığı ilk günden itibaren pozitif sonuçlar doğurmuştur. Öğrencilerde gözlemlenen pozitif sonuçlar ve veli geri bildirimlerinin etkisiyle bu metot üzerinde daha ayrıntılı çalışmalar yapılmaya başlanmış ve proje kapsamına eğitimcilerin yanı sıra tıp doktorları, psikolojik danışmanlar, biyologlar dahil edilmiştir. Metodun amacı, ülkemizde eskiden beri uygulanan bilindik programlardan farklı olarak öğrencinin çok kısa sürede gitar üzerinde icralarda bulunulabilindiğini görmesini sağlamaktadır. Olabildiğince kısa sürede öğrenciye yapabilme duygusunun verilmesi amaçlanır ve bu yolla öğrencinin motivasyonu mümkün olan en üst düzeyde tutulur. İleriki basamaklarda uygulanan öğretim teknikleri ile öğrencinin motivasyonunun mutlak suretle devamlı olarak belli bir düzeyin altına düşmemesi hedeflenir. Eski sistem ise uzun aylardan hatta uygulanan programın niteliğine göre bazen ancak yıllardan sonra öğrencinin arzuladığı icralar noktasına ulaşmaktadır. Basit bir dille ifade edilecek olursa eski sistemler, öğrenciye uzunca süre yükleme yapmakta ve yüklenenlerin öğrencinin talebine dönük icralarda kullanılabilmesi ancak bu uzun sürenin sonunda mümkün olabilmektedir.

Müzik eğitimi alanında ülkemizde tartışılmaz derecede başarılı bir akademik kariyere sahip Profesör Nevhiz Ercan, yayınladığı makalede “müzik eğitiminde, öğrencilerin gerçekten ne öğrenmek istediğinin iyi saptanmasının zorunluluk olduğu” konusuna değinerek eski sistemler kapsamında yıllarca alınan özel derslerden sonra öğrencilerin enstrüman çalmaktan zevk alamaz hale gelmesinin çok sık rastlanan bir durum olduğunu anlatmış ve bu konuda alınabilecek önlemleri dile getirmiştir. Oluşum bünyesinde, Hızlı Gitar Metodu’nun bitirilmesinden sonra, öğrencilerin farklı amaçları doğrultusunda hazırlanmış gitar eğitim programları sunulmaktadır. Bu nedenle Hızlı Gitar Metodu ve devamında izlenen program, ülkemizde alışıla gelmiş gitar eğitim programlarından çok farklı oluşuyla, hali hazırda uygulanan programların bir anlamda geçerliliğini yitirdiğini ifade etmektedir.

Modernize Metotlar’ın Ülke Çapına Yayılarak daha büyük kitlelere fayda sağlaması En Önemli Toplumsal Görevlerimizdendir. Bu doğrultuda çalışmalarımızı sürdürmekteyiz.

Modern çağımızın getirdiği genelgeçer zorunlulukların uygulanmasını sanat alanında gösterilen herhangi bir faaliyet söz konusu olduğunda öncelikli şekilde kapitalizmle bağdaştırmak yapılabilecek en büyük yanlışlardandır. Sanatı yaşatmak için zorunlulukların yerine getirilmesi, değerlendirmeler esnasında kapitalizm ile birleştirilmediği sürece sanatta, sanat eğitimi alanında özgürleşilebilir ve verimli bir ortam yaratılabilir. Sanatın herhangi bir parçası günlük hayatın içerisinde kendine yer bulduğunda kapitalizm ile sanatı bağdaştıran fikirleri öncelikli şekilde, altını çizerek ortaya atan, ön plana çıkartma gayretine düşen kişi ve kurumların amaçları  iyi niyetli veya gelişkin olamaz ve genellikle bu tavır sanata zarar verebilme hayallerinin ürünlerini beslemeye yöneliktir. Daha parlak ışıklar yaratmak adına, sanatın herhangi bir parçasını hayatın içerisine getirmek için çalışılan zamanlarda bu kişi ve kurumlar, enerji düşürebilmek, çalışmalara aktivitelere ket vurabilmek, eserlerin ortaya gelmesini engellemek adına bilinçli şekilde veya bilinçdışından gelişen zorbalıklarıyla akla gelmeyecek yollar deneyebilmektedir.  Sevindiricidir ki bu riyakar kurum ve kişilerin sanatın herhangi bir parçasının içerisinde  ya da dışarısında olmaları, hangi noktasında oldukları veya olmadıkları, savunulan fikirleri saptırma gayretleri  hiçbirşeyi değiştirememektedir. Çünkü amaç ve hakikat duyarlı bireylerde tektir; sanat alanında geride bırakılmış Ülkemizin bu alanda gelişebilmesini sağlamak.

Gençlerin, Türkiye’de cumhuriyetin ilânı günü, ona en acımasızca hücum edenlerin başında, cumhuriyetçiyim iddiasında bulunanların yer aldığını görerek şaşıracaklarını asla sanmayınız. Tam tersine, Türkiye’nin aydın ve cumhuriyetçi çocukları, böyle cumhuriyetçi geçinmiş olanların gerçek düşünüş biçimlerini çözümleme ve belirlemede hiç de tereddüde düşmeyeceklerdir.

Mustafa Kemal Atatürk

[Toplam:1    Ortalama:5/5]
egitimyoneticisiRamel Sanat Şikayet Merkezi